Fizik 2 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fizik 2 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Elekro mağnetik dalga meydana getirmek

Radyo
Hepiniz bu sihirli aletin büyümesini çevirmekle çeşitli ülkelerin dillerini şarkılarını dinlemiş ve belki de nasıl olup da bunu dinleye bildiğinizi düşünmüşsünüz dur.
Şimdi bu radyonun dayandığı temelleri açıklamaya çalışacağız. Okuduğunuz elektrik konularını iyi anlamış iseniz burada anlatacaklarını kolayca kavrar sınız. Yoksa daha önce elektrik Bilgilerinizi tamamlamaya çalışın.
Radyo dansöz açılınca Radyo dalgalarından bahsedilir. Bu dalga sözünü daha önce de kullandık. Mesela ses havada suda veya katı maddelerin içinde bir takım dalgalar halinde yayılıyor. Ses dalgalarının Bazı özel aletlerle resimlerini çekmek mümkündür. Fakat bu dalgaları göremeyiz. Onları ancak kulağımızla işitiriz. Ses dalgaları su yüzündeki dalgalar gibidirler. Bu dalgaları düşünerek bir dalga hareketinin dalga boyu diye iki dalga Tepesi arasındaki uzaklığı anlattığımız meydana çıkar.
Radyo dalgalarını da göremeyiz. Bunları işitmek veya resimlerini çekmek mümkün değildir. Ancak radyo gibi aletler ile bunların varlığını açığa vurabiliriz. Ses dalgaları boşluktan geçemediği halde (bunu nasıl ispatliyoruz?) Radyo dalgaları boşluktan geçer. Demek ki ses dalgaları su üzerindeki dalgalar ve Radyo dalgaları sadece dalgalı olmakla Yani bir titreşim hareketinin yayılması olmakla Birbirlerine benzerler.
Radyo dalgaları ilk önce Maxwell adındaki İngiliz bilgini teorik yoldan bulmuş Hertz adındaki Alman bilgini de bu dalgaların varlığını deneyle ispatlamıştır.
Hertz bir indüksiyon makarasının çıkış devresinin uçlarına birer metal Çubuk takıp uçlarını 2 - 3 santimetre kadar birbirlerini yaklaştırıyor. Aile takım verince buluşlar arasında bir kıvılcım atlamaya başlar. Hertz bir iletken parçasını uçları arasında birkaç milimetrelik Bir açıklık bırakarak daire şeklinde büküyor. İndüksiyon makarasını işletip karşısına geçince elindeki tel halkasının Açık kalan uçlarından da bir kıvılcım atladığını hayretle görüyor (baş şekil). Bu şekilde Hertz indüksiyon makarasından elindeki tel halkaya uzaktan tesir edildiğini ve bu tesirle halkada bir elektrik akımı meydana geldiğini göstermiş oldu. Uzaktan bu tesirin olabilmesi için indüksiyon makarasından çıkan bir şeyin gelip makaraya vurması gerekir. İşte bu indüksiyon makarasından çıkıp etrafa yayılan bu tesir Radyo dalgaları veya elektromanyetik dalgalar dır. Hertzin yaptığı deneyi bir indüksiyon makarası ve bir radyo ile tekrarlayabiliriz. Bakara'nın çıkış sarkısının bir ucunu toprağa Mesela bir su borusuna bağlayalım öteki ucuna da Küçücük bir metal levha takalım burçlar arasındaki aralığı o şekilde ayarlayalım ki indüksiyon makarasına Akın verdiğimiz zaman çıkış devresinin uçları arasında kıvılcım artmalari görülsun. Başka bir odada bulunan Radyo açılırsa hoparlörde bir hırıltı duyulur. Bir hırıltı indüksiyon makarasından kıvılcım çıktıkça işitilir. Bundan anlıyoruz ki makaradan kıvılcım çıkmakla bulunduğu çevrenin içinde bir elektrik sarsıntısı meydana geliyor ve radyomuz bu sarsıntıları alıyor.
Bu Sarsıntı ne olabilir?
İndüksiyon makarasının uçları arasından kıvılcım çıkması demek bu Aralık'tan çok miktarda elektronun telin bir ucundan karşı tarafa atlaması demektir. Yalnız elektronların atlaması için uçları arasındaki potansiyel farkın en büyük olması gerekir. İndüksiyon makarasının çıkış devresinin uçları arasında böyle büyük bir potansiyel farkı vardır.
Fakat elektronlar atlamaya başlayınca aradaki havanın içindeki moleküllere çarparak onları yoğunlaştırmak suretiyle havanın iletkenliğini artırdıklarını için bu defa pek fazla elektronik karşı tarafa geçer. Karşı uçta fazla biriken elektronlar yeniden geriye sıçrarlar bu gidip gelme bir sarkacın salınması gibi birçok defalar olur. Elektronların iki nokta arasında böyle gidip gelmesine elektrik titreşimi denir.
Bu titreşim 23 arasındaki potansiyel farkı sönünceye kadar sürer. Elektronlar bir saniyede ortalama 100000000 defa böyle gidip gelebilirler. Etrafa bir radyo dalgasının yayılmasına sebep elektronların bu şekilde gidip gelmeleri dir. Telsiz telgraf da işaretler ilk defa bu yoldan elde olunan dalgalarla gönderilmiştir.
Bu dalgaları elektromanyetik dalga dememizin sebebi hareket eden elektronların elektrik akımı gibi çevrelerinde hem mıknatıslık hem elektrik alanı meydana getirmeleri dir. Bu alanların şiddetleri sabit değildir elektronların hareket doğrultusu ve miktarı ile alanların şiddeti ve değeri değişir. İşte bu değişik şiddette alanlar mekanın içinde bir dalga halinde her tarafa yayılırlar.
Bir indüksiyon makarasının çıkış Deresi'nin Bir ucunu yere Öteki Ucuna daha havadan yukarı doğru asılı 1 TL bağlarsak makara etrafı daha şiddetli elektromanyetik dalgalar salar (şekil 237).
Bunun sebebi yerden bol miktarda elektron gelerek havadaki tele geçebilmesi ve oradan geriye yeniden yere dönmesidir.
Elektronların bir gidip gelme süresinde bir periyot veya bir skil denir. Elektronların bir saniyedeki gidip gelme sayısına da titreşim Hareketi nin frekansı denir. Mesela Ankara radyosunun anteninde ki elektronlar saniyede 182000 defa gidip geldiklerine göre Ankara radyosunun frekansı saniyede 182000 skil veya 182 kilosikl (kilosikl=1000sikl) olur.
Radyo dalgaları ile ilk çalışanlar kıvılcımlı dalga vericisinin pek mükemmel bir düzenek olmadığını gördüler. Bu şekilde elde olunan Radyo dalgaları insan sözlerini taşımaya elverişli değildi. Bunlarla ancak telli telgrafta olduğu gibi uzun kısa işaretler verilebilir ve Mors alfabesi ile haberleş ile bilir. Bunların başka bir kusuru da farklı frekanslar Radyo dalgalarının birlikte bulunması idi.
Bu şekilde 2 verici Merkez dalgalar salma başlasa alıcı postalar bunları ayırt edemezler. Hertzin Radyo dalgalarını bulduğu zamandan beri bu alanda girişilen sürekli çalışmalar bugünkü mükemmel verici ve alıcı postaların meydana gelmesini sağlamıştır.
Radyo dalgaları elde etmek için bulunan en iyi yol Radyo lambaları kullanmaktır. Bu lambalarla elektronların gidip gelme süresi ve bu gidip gelmeye katılan elektron sayısı istenildiği gibi ayar edilebilir. Bundan başka Konuşma veya müzik sesleri de bunlarla yayınlanabilir.

13. Radyo dalgalarını Radyo lambaları ile nasıl elde ederiz?


19 yüzyılın sonlarına doğru kızgın Bir telin etrafında elektron saldığı anlaşıldı.
Bir ampulün içine kızgın fitili Karşısında bir levha koyar ve bu levhayı 50 - 100 voltluk bir pil bataryasının pozitif kutbuna bağlarsak Lamba yandığı ve fitili kızdığı zaman fitilin fırlattı elektronlar karşısındaki pozitif levha tarafından çekilir.
Böylece fitil ile levha arasında bir elektron akımı sağlanmış olur.
Daha sonra fitilden plakaya doğru akan Bu elektronlari daha kolay kontrol edebilmek için fitil ile plaka arasına kafes denilen paralellerden meydana gelmiş bir ızgara eklenmiştir.
Kafes fitilden makaraya gelen elektronların geçmesini büsbütün önleyemez.
Yalnız pozitif veya negatif yüklü bulunan Bu elektronların plakaya ulaşabilirlerin sayısını ayarlar.
Kafesi ,lambanın dışında bulunan ucundan negatif olarak yüklersek fitilden gelen elektronları diğeri iteceği için pek az elektron plakaya varabilir.
Bunun tersine kafes pozitif yüklü olduğu zaman elektronlar çekerek hızlandırır ve plaka üzerine varmalarını yani plaka çevresinden geçen akımın şiddetlenmesi ne sağlar;
Böylece kafesin elektriklenme durumundaki küçük değişiklikler plaka devresindeki akımın değerinde çok daha büyük değişiklikler olmasına yol açar.
Radyo verici postalarının lambaları radyomuzun lambalarının aynıdır fakat onlardan çok daha büyüktür Camdan bozulmuş bir radyo lambasını incele bunun için dört ayaklı bir lamba bulmaya çalış yeni Radyo lambaların fazla ayakları içerde bulunan yardımcı kafeslere gider bu şekilde elektron akımının kontrol edilmesi daha daha kolay olur.


(Şekil 238)de resmini gördüğünüz dört ayaklı Radyo lambasının ayaklarını incelerseniz bunlardan ikisinin fitil telinin uçlarına üçüncünün plakaya 4'ünün hisse kafesi gittiğini görürsünüz.
Lambayı su altında girecek olursanız içine su dolar Demek ki lambanın havası boşaltılmış tır.
Şimdi radyo lambalarının elektronları Nasıl titreştiğini yani bir devrenin içinde onlara nasıl bir gidip gelme yaptırdığını araştıralım bunun için (şekil 245) daki devreyi inceleyin buradaki kurup ile bağlı iki çizgili devre lambanın fitilini gider onu kızdırır iki çizgili ve taranmış devre ise plakadan başlar.


D ile gösterdiğimiz akım makarasından geçer sonra 50-100 voltluk bir kuru pil bataryasının pozitif kutbuna varır bataryanın negatif Kutbu fitilinin bir ucuna birleştirilmiştir.
Son olarak üçüncü bir değerini daha var;
Şekilde bunu dolu çizgi ile gösterdik anten denilen hava teli ile başlayan devre Bir C akım makarasından geçtikten sonra bir ucu toprağa iniyor fakat bundan başka C makarasından ayrılan iki koldan birisi lambanın kafes ayağına öteki ise fitilin bir ayağına gider ,şimdi;

1-Fitil devresine bağlı kuru pilin devresi kapanırsa fitil kızdırılmış olur kızgın fitil lambanın içine her yöne doğru akımlar sağlar.

2-Fitilin saldırı elektronları pil bataryasının pozitif kutbuna bağlanmış bulunan plaka çeker.

3-Bu şekilde iki çizgili batarya Devesi'nin lambalar içinde açık kalmış bulunan fitil-plaka arası Uçan elektronlarla kapanır devreden akım geçmesi mümkün olur;Bu akım D makarasından geçecektir.

4-Akım D makarasından geçmeye başlayınca yakınında bulunan C makarasından indüksiyonla bir akım meydana getirir.

5-C makarasında indüksiyonla meydana gelen elektronlar anten telinden lambanın kafesinden gelip yere doğru akarlar.

6-Bu yüzden kafes elektron kaybetmiş olur. Pozitif yüklü bulunduğu için plaka gibi hareket eder ,fitilden çıkan elektronları çeker kafes tarafından çekilen elektronların çoğu kafesin aralıklarından geçerek plakanın üzerine vardığı için plaka devresindeki akıl şiddetlenir bu şiddetlenme fitilin verdiği bütün elektronlar plakaya ulaşıncaya kadar sürer.

7-Bu anda D makarasındaki akımın şiddeti artık değişmez olur C mak arasındaki indüksiyon akımı da durur ,Fakat bu ana kadar anten telinde ve C makarasında elektron da çok azalmış ve buna karşı yerde birikmiş oldukları için C makarasındaki indüksiyon akımı kesilince elektronlar yerden antene ve C makarasına doğru hücum ederler .Bu sırada yerden fazla sayıda elektron da birlikte sürüklendiği için kafes ile hava teli bu defa gelen elektronlarla negatif olarak elektriklenmiş bulunur.

8-Bu halde kafes negatif yüklü bulunduğu için elektronların fitilden plakaya doğru uçmasını güçleştirir ler, Bu güçleştirme plakaya hiçbir elektron varamayincaya kadar yani devrenin akım şiddeti sıfır oluncaya kadar sürer ,Bu sırada C makarasına ve hava teline fazladan hücum eden elektronlar yine geriye dönmek zorundadırlar.

9-Bu anlattıklarımız dan çıkan önemli sonuç şudur ki hava telinden ve lambanın kafesinden yeri ve yerden bu tellere doğru kesiksiz bir elektron gidip gelmesi olur .işte bu elektronların bu gidip gelme hareketine elektrik titreşimi, bu devreye de titreşim devresi diyoruz.

10-Bu halde lambanın kafes devresi bir elektrik sarsıntısınin Merkezi olup buradan mekanın her tarafına doğru elektromanyetik dalgalar (Radyo dalgaları) yayılır.


11-C makarasının uçları arasına bir de kondansatör bağlanır kondansatörün görevi kafes devresindeki elektron titreşimlerin frekansını sabit tutmaktır, elektronlar kafes devresinden yere yerden kafes devresinde doğru Akarlar ,kondansatörün bir defa bir levhasını sonra öteki levhasını yükler bu yüklenme ve boşalmalar zaman alır ve levhalar büsbütün boşalmadan Akım geriye dönmez (şekil 240) da radyolarda bulunan döner levhalı kondansatör görülüyor ,bunun bir takım levhalar sabit ,bir takım ise dönebilmektedir, bu şekilde levhalar iç içe geçerek aletin alabildiği yük miktarı değiştirilir .Böylelikle elektrik titreşim devresinin frekansı da değişir belli bir akım makarası ve belli bir kondansatörün meydana getirdiği titreşim devresinin frekansı sabittir.

Ses Radyo dalgalarını nasıl bir değişikliğe uğratır?


Şekil (245) deki şemaya bak.


Bunun Az önce Üzerinde çalıştığımız semadan hiçbir farkı yoktur. O da plaka devresinin içine bağlanan telefon mikrofonundan ibarettir, devreye mikrofon koymak elektronların titreşimi üzerinde hiçbir etki yapamaz.

Elektronların kafes çevresindeki akım şiddeti belli sınırlar içerisinde değiştiği için bunların saldıgı dalganın şiddeti sabittir.
Su üzerindeki dalgaları hatırlayarak bunu hep aynı yükseklikte dalgalar gibi düşünebiliriz.
Şimdi mikrofonun önünde "Aloo" dediğimizi düşünün.
Mikrofonun ince levhası "Aloo" sesine uygun şekilde titreşir.
Bu ise telefon halinde olduğu gibi plaka devresinde akımın şiddetinin Alo sesine uygun olarak dalgalanmasına sebep olur.
Bu dalgalanmalar hem D makarasından geçecektir.
Şiddetli değişikliklere uğrayan bu akşam, C makarasında bir indüksiyon akımı meydana getirir. Fakat bu C makarası, kafes devresi içinde bulunduğu için indüksiyon akımı orada bir gidip gelme hareketi yapan elektronların bu hareketlerinin genliğini değiştirir.
O zaman titreşen elektronların yaydığı dalga da ,tepeleri ve çukurları bir yükseklikte bulunan bir dalga olacak yerde, değişikliklere uğrayan bir dalga olacaktır.


Radyocular böyle bir dalgaya “modüle edilmiş” dalga derler. Dalgaların şiddetindeki değişiklik Alo sesine uygun bir değişikliktir (Sekil 242)

Radyo dalgaları nasıl alınır ve nasıl sese çevrilir?

Radyo dalgaları nasıl alınır ve nasıl sese çevrilir?

Radyo dalgaları mekan içinde yayılırken, havada Gerilmiş ve bir ucu toprağa bağlanmış bir iletkene rastlarsa, orada indüksiyon ile Bir akım meydana gelmesine sebep olurlar.
Bu indüksiyon akımı, alternatif olacak, yani elektronlar topraktan hava teline antene ve hava telinden toprağa gidip geleceklerdir. Gelen dalga da, mikrofon sesine uygun şiddet değişmeleri olduğu için, anten devresindeki indüksiyon akımı da aynı şiddet değişmeleri kendini gösterecektir.
Belki Hatırınızı anten devresinin içine bir kulaklık bağlamak ve gelen dalgaların sebep olduğu akımı doğrudan doğruya kulaklıkla dinlemek gelebilir. Fakat bu mümkün değildir. Çünkü dalgaların meydana getirdiği indüksiyon akımı, o kadar hızlı yön değiştirir ki, kulaklığın metal levhasının, akım çekmelerine uyarak titreşmesi mümkün değildir. 




Anten devresindeki elektrik titreşimlerini ses haline çevirmek için, bunları bir yöne doğru akım haline getirmelidir. Bunun içinde, anten devresi üzerine, Galeri dedektör denilen küçük bir alet takılır. Bu ,Kurşun sülfüru,kalay sülfüru gibi bir kristal ile buna degen ince iletken den başka bir şey değildir (Şekil 243).
Dedektör elektronları Yalnız bir yöne geçirir, öteki yöne geçenleri tutar.
Böylelikle dalgalı Fakat doğru hale gelen akım, kulaklığın metal levhasını bir tarafa hareket edebildiği için ses olarak işitilebilir.
Yalnız, ancak verici istasyona yakın yerlerde anten akımları şiddetli olur ve kulaklıkta işitilebilir. Bir istasyonu yakından daha iyi dinlemek için, anten devresine bir takım makara ve bir kondansatörden meydana gelen bir titreşim devresi ilave edilir (Şekil 244).


Kondansatörün ve makaranın büyüklüğü, dinlemek istediğiniz istasyona göre ayarlanırsa kulaklıktan rahatça dinlenebilir. Anten devresinde meydana gelen akımlar çok zayıftır. Bu akınların bir kulaklık tarafından alınabilmesi için hem şiddetinin artırılması hem de doğrultulması gerekir. İşte bu da lambalı alıcı postaları ile sağlanır.

Bir Lambalı Basit Alıcı Radyo

Bir Lambalı Basit Alıcı Radyo

(Şekil. 245) de verilen bir lambalı basit bir alıcı postanın şemasını inceleyin;
Anten devresinde indüksiyonla meydana gelen titreşimli akımlar,gelen Radyo dalgasının bütün değişikliklerine uyarlar.
Antenin C makarasındaki akım, marasında indüksiyon ile yeni bir akım meydana getirir.
bu makara , lambanın kafes çevresinde bulunmaktadır .D makarasında elektronlar gidip gelmeye başlayınca bir defa gelir kafese dolarlar,  bir defa geri giderek kafesi boşaltırlar. 
Bu yüzden kafes,bir defa negatif ,sonra pozitif olarak yüklük görünür.
Kafes pozitif olunca,fitilin saldığı elektronları çekerek plaka devresinden geçen akımın şiddetlenir;  Negatif bulunduğu zaman ise ,fitilin elektronlarını geri iterek plaka devresinin akımını zayıflatır, hatta bütün durdurur.
o halde plaka devresinden değişen şiddetli fakat bir yönlü bir akım geçer ,yani lamba dedektör vazifesi görecektir .
Plaka devresinde bir kulaklık  bulunduğuna göre, akım değişiklikleri kulaklığın elektromıknatısını mıknatıslar ve levha çekilir.

Akım şiddeti değiştikçe, levha bu değişikliklere uygun olarak çekilir, bırakılır bu şekilde bir ses meydana gelir. 
Kulaklıktan çıkan ses ,akımın dalgalanmalarına uygun bir sestir . Bu dalgalanmalar ise,gelen radyo dalgasının değişikliklerine uyduğu için,kulaklığın verdiği ses ,verici postanın mikrofonu önünde söylenen sestir . 
Radyolarda anten akımının şiddet indirmek için ayrıca şiddetlendirici lambalar kullanılır.

15.Radyomuzun İstasyonunun Nasıl Ayar Ederiz ?



15.Radyomuzun İstasyonunun Nasıl Ayar Ederiz ?

Belli bir istasyonu dinlemek için radyomuzun düğmesini çevirerek verici istasyonu dalga boyunu veya frekansını gösteren sayı üzerine getirir.
Bunun fizikce manası , aletimizin titreşim devresindeki elektronların gidip gelme frekansını istasyonunkine eşit kılmaktadır.
Bunun nasıl olacağını anlamak için,şekil 13'ün K maddesini yeniden okuyun. Titreşim devresine değişebilir bir döner kondansatör konulmuştur ( şekil. 240) Biz düğmemizi çevirdikçe bu kondansatörün bir levha takımını çevirir ve elektrik sığasını değiştiririz .
Kondansatörün elektrik sığasını değiştirerek devrenin titreşim frekansını değiştiririz .
Fizikte buna verici istasyonla alıcı aletin rezonans haline sokulması denir .


Sesten bir örnek sizi daha iyi aydınlatır.
Frekansı eşit iki diyapozonu karşı karşıya koy; birine vurarak ses çıkart. Sonra bu diyapozonu durdur ikinci diyapozonu dinle (şekil. 246); ses veriyor mu ? diyapozunların frekansları farklı olursa, böyle bir hal olmaz.

Deneyi bir sazın içi teli ile de yapabilirsin .

Tellerin birini titreştirir ;üste gerginliğini veya boyunu değiştirerek verdiği seslerin frekansını değiştir .Bu seslerin frekansı hareketsiz duran telin frekansını bulunca ve ancak o zaman, bunun da birincinin tesiri ile titreşmeye koyulduğunu görürsün .
İki tel rezonans halindedir . Radyomuz bir istasyonla rezonans haline getirince, yalnız ona uyarak elektrik titreşimleri yapar.

16 .Sesli Sinema;



16 .Sesli Sinema;

Yeni zamanların insanlara en çok tesir eden buluşlarındandır.
1926 yılında New York'ta ilk sesli film gösterildiğinden beri ,sessiz sinema o kadar gelişti ve yayıldığı ki bunu bilmeyenimiz yoktur .
Sessiz sinema filminin üzerine seslerinde resmi alınmıştır. Bir sesli film şeridi bulup inceleyin .
Resimlerin yanında ince bir kısım vardır ki burası parlaklığı farklı olan bir takım ince çizgilerle doldurulmuştur (Şekil 247).
Bu çizgiler sesin resimleridir ve şu şekilde alınmışlardır;
Film alınırken konuşmalar bir mikrofon devresinden doğru fakat dalgalı bir akım geçmesine sebep olur.
Bu akım özel bir lambadan geçilecek olursa, bu lamba değişik şiddette bir ışık verecek ve değişmeler gelen sesin temposuna uygun olacaktır .
Böylece ses dalgaları bir ışık şiddeti değişmeleri haline konulmuş olur.
Artık sesin resmini almanın bir güçlü de yoktur.Lambanın ışığı ince bir Aralık'tan geçirilerek düzgün olarak hareket eden film kenarına düşürülür ve orada ince bir takım çizgiler meydana getiriir . Mikrofona ses gelmezse bu çizgilerin parlaklığı nasıl olacaktır?
Çizgiler parlaklık dereceleri ve aralıkları ile sesin bütün özelliklerini kaybederler,yani bunlarla sesin resmi çekilmiştir .

Şekil.248.Işığı Sese Çevirmek


Şekil.248.Işığı Sese Çevirmek

Şimdi bu resimlerden nasıl ses çıkartabiliriz , yani ışığı nasıl çevirebiliriz ? şekil . 248 deki Şema'nın gösterdiği düzenek bunu açıklamaktadır.
Çerçevesi boyunca delikler bulunan bir tekerlek bir ışık kaynağının önünde döndürülecek olursa, kaynaktan gelen Işık öte tarafı aralıklı olarak geçecektir .
Tekerleğin dönme hızını ayarlamak suretiyle ışığın tekerlekten saniyede mesela 400 defa geçmesini sağlayabiliriz.
Bu ışık atmaları , arka taraftaki hoparlör devresinin içinde bulunan küçük bir lambanın açık kalan aile arasında kapıyı ara devreden saniyede 400 defa akıp geçmesini geçmesini sağlayabiliriz .
Bu hoparlör devresi saniyede 400 defa düzgün olarak açıp kapamak demektir ki , böylece 400 frekansı bir ses duyulur .
Böylece Işık atmaları ses haline getirilmiş olur.Bu önemli iş,devrenin bir lamba içinde bulunan A ile K arasının Işık ile kapanabilmesi sayesinde mümkün olur.
Bu küçük Lambaya fotocell denir ; Bir radyo lambası gibi havası boşaltılmış ve içine iki elektrot konulmuştur . A elektrodu (anot) kaynaktan gelen ışığı tutmayacak şekilde bir tek kafeste yapılmıştır .
K elkrodu (katot) ise, ışığa karşı duygun(sodyum, potasyum,sezyum ) gibi metal tabakasıdır .
Bu tabaka üzerine Işık düşünce oradan elektronlar söker .Bu elektronlar üretecin pozitif kutbuna bağlı Anot tarafından çekilir ve devre kapanır.Işık kesilince katottan elektron sökülmedi için devre açık kalır .
Işık tesiriyile bir yerden elektron çıkarak akım elde etmeye yarayan bu olaya fotoelektrik olayı denir. Fotoselin devresinde meydana gelen akım zayıftır. Özel bir düzenekile şiddlenderildikten sonra hoparlöre verilir.

Şekil.249. Sesli Sinema Şeması


Şekil.249. Sesli Sinema Şeması

Şimdi şekil 247'yi inceleyerek film üzerindeki ses çizgilerinden nasıl ses elde edildiğini açıklayabilirsiniz.
Şekilde resim projeksiyon önünde ses lambasının (fotoseli) aynı yerde bulunmadığını dikkat edin.
Film alınırken sesler ve resimler ayrı şeritleri alınır sonra bir filme çekildiği sırada her resme ait ses 19 resim kadar ileri gelecek şekilde düzenlenir.

Bunun sebebi resimlerin objektif önünde kesik kesik geçmeleri gerektiği halde (niçin ?) ses kesimlerinin, kesintisiz geçmesi gerektiğidir.
Böylece sesler resimden 19 parça ileride kullanabilir ve filmin kesik ve hareketinden zarar görmezler.. —

Ödevler

Ödevler

1) Bir elektrik düğmesine açıp kapattığım zaman radyodan için bir hırıltı duyulur? Şimşek çakınca radyoda yine parazit olur niçin?
2) 60 frekanslı alternatif akım deyince ne anlıyorsunuz? 600 000 frekanslı Alternatif akım nedir? Lamba böyle bir akım ile yapılırsa Gözümüz yanıp sönme leri ayırt edebilir mi? Akın frekansı sadece 10 olsaydı ne olurdu?
3) Bir doğru akım motorunda kullandığımız bataryanın kutuplarını değiştirsek motor tersine döner mi?
4) Bir elektrik jeneratörünün gerilimini tayin eden üç sebep nelerdir? Bunlardan her biri botları nasıl değiştirir?
5) Doğru akımın kullanıldığı iki yer gösterinki, orada alternatif akım kullanılmasın.
6) Bir elektrik jeneratörü dış devresine 500 volt gerilim altında 40 amperlik akım veriyor. Jeneratörün gücü kaç watt tır?
7) Bir indüksiyon makarasının çıkış makarasındaki akım, giriş mak arasındakinden hangi bakımdan farklıdır? Bu çıkış makarasının akımı nereden geliyor?
8) Bir Telefon kulaklığını alternatif akıma bağlasak ne olur?
9) İndüksiyon makarasında giriş makaranın devresinde Bir akım kesici bulunması şart mıdır? Transformatörlerde böyle bir düzenege niçin lüzüm kalmıyor?
10) Uzak yerlerde yüksek gerilimli akim gönderirken tellerin 20 metre yüksekliğinde direklerin üzerinden geçmesi ve bunların 90 metre yakınına yaklaşılmaması gerekir ,niçin?
11) Transformatör doğru akımda kullanabilir miyiz?
12) Bir transformatörün giriş mak arasında 60 sargı, çıkışmak arasında 1200 sargı varsa ve giriş makarasına 500 voltluk bir potansiyel farkı altında, alternatif akım verirsek, çıkış makarasında aldığımız akımının gerilimi ne olur?
13) Elektrik Tellerine Kuşlar konduğu zaman bir şey olmaz da, insan dokunursa ölebilir. Niçin?
14) Sakarya Nehri üzerinde Sarıyer'de yapılacak Hidroelektrik santral, devlete 100 milyona mal olmaktadır, bu iş bu kadar masrafa değer mi? Niçin? Yurdumuzun başka hangi bölgelerinde bu gibi santraller kurulmaktadır?